Thursday, Dec 18th

Last update:06:42:17 PM GMT

Su Anda Buradasiniz: SİYASET

Siyaset

TMMOB "BU OYUNA "DUR" DEYİN"

TMMOB’yi etkisizleştirmeye yönelik Torba Yasa’ya tepkiler artarak sürüyor. Mesin’den kamuoyuna, siyasi iktidarın rant hırsıyla yapmak istediği bu düzenlemeye karşı; “Bu oyuna

‘dur’ deyin” çağrısı yapıldı.

 

Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı odalar, birliğin yetkilerini kısıtlayan ve etkisizleştiren Torba Yasa’ya karşı Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın açıklaması yaparak, tepki gösterdi.

Açıklamaya CHP Mersin Milletvekili Prof. Dr. Aytuğ Atıcı, Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen ve Tabip Odası Başkanı Dr. Ful Uğurhan ile çeşitli oda, sivil toplum kuruluş  başkan ve yöneticileri de destek verdi.

Basın açıklamasını okuyan TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Mersin Şube Başkanı Seyfettin Atar, AKP iktidarının, kamusal alanlara el koyma ve rant süreçlerinin önündeki son engelleri kaldırmak amacıyla TMMOB Yasası'nı değiştiren maddelerin de içinde yer aldığı torba yasa tasarısına karşı ses yükselttiklerini söyledi.

 

“YOK EDİLMEK İSTENİYORUZ”

 

Ülkemizin kentsel ve doğal değerlerinin talanına ve meslek örgütlerinin etkisizleştirilmesine karşı halkı bu oyuna ‘dur’ demeye çağırdıklarını belirten Başkan Atar, ülkemizde iş cinayetlerinin ve yolsuzlukların üzerine toprak atılırken; bu canların hesabını soran ve rant dağıtımına karşı toplumsal faydanın peşinde koşan TMMOB ve bağlı odaların iktidar tarafından yok edilmek istendiğini savundu.

“Önce mali denetim tehdidiyle, sonra miting meydanlarında hedef gösterilerek, ardından yetkilerini kısıtlayıp bu özerk ve demokratik işleyişe sahip kurumlar üzerinde vesayet oluşturmaya çalışan iktidar hala istediğine ulaşamamış ve bundan sonra da ulaşamayacaktır” diyen Seyfettin Atar, “Bugün Torba Yasa içerisinde gündeme getirilen düzenleme; TMMOB’nin örgütlülüğünü dağıtarak, parçalanmış bir yapıyla ülkemizin mühendis ve mimarlarının toplumdan yana gür sesini kesmek istemektedir.

 

“HALKIN ÇIKARLARI İÇİN VARIZ”

 

Ülke genelinde hükümetlerin, kent ve kır ölçeğinde yerel yönetimlerin hatalı uygulamalarına, halkın çıkarlarını gözetmeyen faaliyetlerine dair bilimsel-teknik bilgiyi kamuoyu ile buluşturan ve sorunlara çözüm üretmeye çalışan TMMOB ve odalarımız etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır.

‘3194 Sayılı İmar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’; imar, yapı denetimi, kamu kurum ve kuruluşlarının ürettikleri mal ve hizmet tarifeleri, iskan, kültür ve tabiat varlıkları, çevre, tapu, tapu ve kadastro genel müdürlüğü, kat mülkiyeti, iller bankası, belediye gelirleri yasaları ve TMMOB Yasası’nda yapılması öngörülen değişiklikleri içermektedir” diye konuştu.

 

“KAYNAKLARI METALAŞTIRMAK İSTİYORLAR”

 

Söz konusu değişikliklerin ana teması ile ilgili de bilgi veren Seyfettin Atar, iktidarın bu düzenlemeler ile öncelikle; kentsel topraklara el koyma amaçlı kentsel dönüşüm/rant projeleri sürecini merkezileştirme ve hızlandırmayı istediğini söyledi. “Halka ait özel mülkiyet varlıklarına mülksüzleştirme yoluyla el koymak istiyorlar” diyen Atar, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Kamulaştırmayı yeni sermaye birikim süreci için kullanmak, bütün kamusal ülke kaynaklarını metalaştırmak istiyorlar. Amaçları; yapı ve kent mimarisini AKP’nin eklektik, öykünmeci, dinsel ideolojik motifleriyle bezemek. Yapı üretim sürecini ve mühendislik, mimarlık, şehir planlama hizmetlerini kimliksizleştirmek ve kuralsızlaştırmak, kamusal denetimi ortadan kaldırmak istiyorlar. Anayasal dayanağı bulunan kamu kurumu niteliğindeki, özerk, demokratik, yerinden yönetim kuruluşları olan TMMOB ve bağlı odalarını yapısal dönüşüme uğratmak amacındalar. Özel teknik müşavirlik şirketleri yoluyla meslek alanlarımız ve örgütlerimizi işlevsizleştirmek istiyorlar. Yapı üretim sürecinde şehir planlama, mimarlık ve mühendisliğin tasarım sürecini teknik müşavirlik firmalarının faaliyet alanına sokarak önemsizleştirmek peşindeler.

 

“AKP GERİCİLİĞİ, PİYASACILIĞINA VE DİKTASINA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

 

Özetle; Odalarımız ve birliğimiz TMMOB, siyasi iktidarın egemenlik kurduğu, rant ve rekabet temelli müdahalelerine açık bir yapıya dönüştürülmek, istenmektedir. Ancak bilinmelidir ki; mühendis, mimar, şehir plancıları ve meslek örgütleri; ülke, kamu, halk, meslek, meslektaş yararı bütünlüğündeki mücadelesini sürdürecek, AKP gericiliği, piyasacılığına ve diktasına teslim olmayacaktır. Odalarımız ve birliğimiz TMMOB, 1970’lerden bugünlere dek oluşturduğu demokratik mevzileri koruyacaktır. Toplumsal muhalefet güçleriyle birlikte eşit, özgür, demokratik, halkının refah, kardeşlik ve barış içinde yaşadığı, gericiliğin dogmatizminin alt edildiği, bilim ve tekniğin aydınlatıcılığındaki yeni bir Türkiye mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir”.

 

“SUSTUKÇA SIRA SİZE GELECEK”

 

Daha sonra söz alan CHP Milletvekili Prof Dr. Aytuğ Atıcı da, bugün Türkiye’nin her noktasında yapılan yolsuzlukları, haksızlıkları, hukuksuzlukları ortaya çıkaran yapıların sivil toplum kuruluşları olduğunu, şimdi bunların da yok edilmeye çalışıldığını savundu. “Yasama, yürütme, yargı sadece bir kişinin elindedir. Basının büyük bir çoğunluğu bu insana teslim olmuş, sendikalar sarı sendika olmayı bırakmış, AK sendika olmuştur” diyen Atıcı, “Ama yüreğinde insan sevgisi, laik, demokratik, hukuk devleti olan tek bir insan kalana kadar biz bu mücadeleyi sürdüreceğiz. O; 1150 odada nefse olacak yer bulamayacak. Susma sustukça sıra sana gelecek sloganı boş yere milletin bağrından çıkmamıştır. Halkımıza, susmayın çağrısı yapıyorum. Çünkü sustukça sıra size gelecek” dedi.

 

TMMOB’YA TAM DESTEK

 

Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen de, barolar olarak hep hukukun üstünlüğü ilkesinden ve bu ilkeye işlevsellik kazandırmaktan bahsettiklerini söyleyerek, hukukun temelinin demokrasi, demokrasinin temelinin ise insan hak ve hürriyetleri olduğunu anımsattı. “Bunu da daha çok sivil toplum örgütleri ve meslek odaları sağlar” diyen Başkan Antmen, TMMOB’ye reva görülmek istenen hukuka, kanuna, Anayasa’ya aykırı bu tutum ve davranışların bir tek şeyi gösterdiğini belirterek, “Siyasi iktidar kendine rakip gördüğü, kendini eleştirecek olan her tür ayrık sesi ayıklama, dikensiz gül bahçesi yaratmak istiyor. Ama kuvvetler ayrılığı ilkesi, demokrasi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası buna izin vermiyor. Bizim de sonuna kadar direnmemiz ve haklarımızı savunmamız gerekiyor. Bizde bu amaçla bugün TMMOB’nin yanındayız. Birliği kapısına kilit vurulmasını düşünen torba kanunla ilgili mücadeleye de sonuna kadar destek vereceğiz” diye konuştu.

Tabip Odası Başkanı Dr. Ful Uğurhan da, alanlarda daima TMMOB ile birlikte olduklarını söyleyerek, bugünde burada birliğe yapılan haksızlığa karşı durmak için destekv erdiklerini söyledi. Uğurhan, “Hem onları destekliyor, hem de bu ülkenin demokratik, laik hukuk devleti olma mücadelesinin daima içinde olacağız” dedi.

 

Salih Pala

MERSİN KENT HABER

ASLI UTKU ENGİN MDOB MÜDÜRLÜĞÜ GÖREVİ "ANLAT ŞEHRAZAT" İLE BAŞLADI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'ne başlayan Aslı Utku Engin basınla tanıştı.

 

13 Aralık'ta sahnelenecek olan "Anlat Şehrazat" müzikalinin prömiyeri ilgili açıklamalarda bulunan Engin, son derece heyecanlı olduğu gözlemlendi.Engin,daha önce görev almış yöneticilere teşekkür ederek başladığı konuşmasında,MDOB'ni Mersin2in gözbebeği gördüğünü,bugüne kadar sürdürülen başarılı çalışmaların aynen yürütüleceğinin altını çizerek yurtiçi ve yurt dışında başarıyla temsil edileceği ifadesinde bulundu.

2000 yılından beri MDOB ORKESTRASINDA KLARNET SANATÇISI OLARAK MERSİN'E HİZMET VERDİĞİNİ,SOLO KONSERLER VERDİĞİNİ,,KLARNET SANATÇISI OLARAK SÜRDÜRDÜĞÜ GÖREVİNİ BUNDAN SONRA MDOB MÜDÜR VE SANAT YÖNETMENİ OLARAK DEVAM ETTİRECEĞİNİ BELİRTTİ.

Basınla buluşmasında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdür Yardımcısı tenor  Cumhur Böler ile Genel Müdürlük Genel Koordinatörü bas Erden Baydar da hazır bulundu.

Böler,Güney'e ve Doğu'ya daha çok gitmek istediklerini türküleri,aryaları,operaları,baleyi  insanlarla buluşturarak kültüre ve sanata hizmet etme arzusunda olduklarını ifae etti.

"Anlat Şehrazat" besteci ve orkestra şefi Serdar Yalçın,Mehmet Berkiya rejisi ile Mersinli sanatseverlerle  13 Aralık'ta  prömiyeri gerçekleşirken, 16 Aralık'ta yine saat 20.00'de ikinci temsili gerçekleşecek.

Salih Pala

MERSİN KENT HABER

MARLIYN MONREO ÖLÜRKEN NE BIRAKTI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv'den iki ilginç söyleşi.

Perşembe günü "Çağdaşımız Shakespeare",Cuma akşamı da "MARLIYN MONROE'nun Ölümü ve Amerikan Devlet Niteliği" söyleşileri büyük ilgi çekti.

İSK Nevit Kodallı Salonu'nda gerçekleştirilen etkinliklerde Prof.Dr. Ataöv,ikişer saati bulan söyleşilerinde  dün ve bugünü kendine özgü biçimde ironi katarak İngiliz Edebiyatının en ünlü dram yazarı Shakespeare'nin yapıtlarını öznel yanları,nesnel yaratısı,kitaplarının içeriği,yaratılan karakterlere kattığı dünya görüşler,İngiltere arstokrasinin tutumu,kilise,insan ilişkilerine kadar irdelerken,Londra gezilerinden çarpıcı anekdtlarla dinleyicileriye sanatsal bir yolculuğa çıkarırken,tiyatro dünyasına,İngilizlerin toplumsal bakışına kadar zengin bir ironi ile aktardı.Shakespeare,yaşadığı döneme de ışık tuttuğunu ifade eden Ataöv,iki çağ arasına sıkışttığını,Orta Çağ ile Yeni Çağı bir arada yaşadığı gerçeğinin altını çizerken rönesansa destek verenlerle karşıtları arasında amansız bir mücadeleyenin yaşandığına işaret ediliyor.Bu dönemi sorgularken Shakespeare,"Çivisi çıkmış zamanı yerine oturtmalıyız" der. Shakespeare,Yapıtlarında toplumsal olgulara,olaylara duyarsız kalmadığını,hemen hemen her yapıtında ele aldığını ,aydın bir sanatçı olduğunun altını çizer.

Marılyn Monreo!nun Ölümü ve Amerikan Devlet Niteliği" söyleşisinde Ataöv Amerika'daki gezilerinden Kaliforniya-Hplywood gezilerinden ilginç sarır aralarında dinleyicisini 1940'lı 50 ve 60'lı yıllara götürürken Monreo'nun trajik yaşamından kesitler sunarken baba hasretliği içinde yaşadığı 36 yıllık yaşamını ele aldı.

 

Annesinin 14 yaşındayken Monreo'yu  dünyaya getirişi,babasının kısa süre sonra evi terk edip gitmesi yoksulluğu,eğitimsizliği çocukluğuna damga vurur.

Ataöv,Teyzesi,anneanesi ve desdesyle yaşadığı dramatik yaşamöyüsünden ilginç notları paylaşırken dinleyicilerle,ilk oyunculuk denemelerinde  hizmetçi rolünü alıp birkaç saniye görünür beyaz perdede,

Külüstür arabasının tamiri için gerkli olan  50 doları ödeyemeyince bir dergiye çırılçıplak poz vermek zorunda kalır.Bu çıplak fotoğrafları ilerki yıllarında hep önüne atılan kara bir sayfa olarak kalır..John Kenedy ile ilk gençlik çağında Hollywood'ta yolları kesişir,Ölümüne kadar süren bu ilişki içinde pekçok kez evlenir,her kocasına "paf" der-baba-Baba özlemi sürer iki kez telefonda konuşabilir,ikisinde de babası görüşmeyi red eder.Kendini geliştirmeye,öğrenmeye aç olan Monreo'nun not aldığı kırmızı bir deftere öğrendiklerini not alır.İyi bir sayvan severdir,Bir gün tüm parasını kafeslerde kuş satan satıcıya verip,kuşların özgür kalışına el çarparak sevinir Ezber gücü yüksek,söylenenleri harfiyen yerine getirir.Alamadığı eğitimi dünyanın parasını vererek oyunculuk dersleri için Newyork'a gider.Artık dah seçici filmlerde rol almaya başlar Ünlü yönetmenlerle,ünlü oyunculala sinema yapar,hemen hemen hepsiyle de ilişkisi olur.Kenedy Ailesinin içine girdiğinde erkeklerinin hepsiyle ilişkisi olduğunu belirten Ataöv,bu ailenin seksomanyak  olduğunu ifade ederken,Robet Kenedy de içinde oldğu CİA ajanlaı tarafından damarına zehir enjekte edilerek öldürüldüğünü,ölümüyle ilgili pekçok tutarsız raporlar hazırlandığını izleyiciyle paylaşır.Basının da bilinen gerçeği çok farkı analatarak bugüne kadar da pekçok bu konuda kitap yazıldığına dikkat çeken Ataöv,Monreo Amerikan siyaset dünyasından dış politikalara kadar pekçok şeyi Kenedy'den öğrendiği için öldürüldüğü iddasında bulundu.

Ataöv Amerikan Devlet Niteliği ile ilgili bölümdeki söyleşisinde Amerikan iç politikasını belirleyen sermaye,kilise ve uluslar arasıgüçlerin etkileri üzerinde yazılan kitaplardan örnekler sunarken,kendisini bu konuda yazdığı kitaplarından da ayrıntıları dinleyicilerle paylaştı

Salih Pala

MERSİN KENT HABER

AB Uzmanından Mersin Barosu Ziyareti

AB Türkiye Delegasyonu İç Politika uzmanı Didem Bulutlar Ulusoy,Türkiye genelinde yürüttükleri kadın ve çocuk hakları ihlalleri ile çalışmalar kapsamında Mersin Baro ziyaetinde bulundu.

Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen ve Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Ece Kovan Demirtaş tarafından kabul edilen AB uzmanı Didem Bulutlar Ulusoy bir süre görüştü.Mersin ile ilgili görüş alış verişinde bulunuldu.

Toplantı basına kapalı devam etti.Mersin Barosu'ndan yapılan açıklamaya göre,Ulusoy'un ziyaretinde  Avrupa Komisyonu'nun her yıl AB'ye katılım sürecinde olan her bir aday ülke için o ülkenin üyeliğe hazırlık sürecinde kaydettiği ilerle meyi değerlendiren bir rapor hazırladığını, Avrupa Komisyonu'nun, İlerleme Raporu'nu Türk hükümetince sunulan bilgilere, Avrupa Parlamentosu rapor ve kararları ile başta Avrupa Konseyi, AGİT ve uluslararası finans kuruluşları olmak üzere uluslararası örgütler ile sivil toplum örgütlerinin değerlendirmelerine dayanarak hazırladığını bilgilerinin paylaşıldığını,Uzman Ulusoy'un şu ifadelere yer verdiği açıklandı "AB'nin bu kapsamda  bütün illeri ziyaret ederek gelişmeler hakkında genel resmi çekmeye çalıştıklarını, toplanan bilgilerin İlerleme Raporu için Brüksel'e bildirdirildiğine yer verildi.

Baro Başkanı Antmen, Ulusoy'un ziyareti ile ilgili açıklamasında Mersin Barosu olarak tespit ettikleri konularda AB Türkiye Delegasyonu'na, özellikle Baro bünyesinde bulunan Kadın, Çocuk ve İnsan Hakları Komisyonları'nın çalışmaları ve ihlaller ile ilgili bilgi verdiklerini kaydetti. Ülke genelinde yargı ve savunmanın yaşadığı sorunlar, uzun tutukluluk süreleri, yargı paketleri konularında da görüş alışverişinde bulunduklarını dile getiren Antmen, "Yargının sorunları, çözüm yolları ile yargının daha işlevsel hale getirilmesi ve ifade özgürlüğünün kullanılmasında yaşanan sıkıntılar ile bu durumların giderilmesi için öneriler sunduk" diye konuştu.

M.A.MERİÇ'İN 64.RESİM SERGİSİ MERSİNDE AÇILDI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Ressam Mehmet Ali Meriç İSK'de 64.kişel sergisinin açılışında hayranları sanatçıyı yalnız bırakmadı.

İSK Başkanı Eyüp Dinç,Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Dekanı Prof.Mustafa Yüksel,İşadamı Faik Burakgazi,Semihi Vural sanatseverler ve basının sergiyi ilgiyle gezdi.

Mersin'de yaşayan sanatçı"Yıl Sonu,Yıl Başı Resim Sergisi'" adını verdiği sergide 38 yağlıboya tablosunun yer aldığını  epresyonist resmin özelliklerini taşıyan yapıtlarını Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu.Sanatçıyı ysanat ve iş dünyasının tanınmış şahsiyetleri yalnız bırakmadı.Sanatçı,gördüğü ilgiden hayli memnun görünürken İstanbu,Ankara ve Mersin'de sanata ilgi gösterildiğini,bu üç kentte de sanatsal bağlamda ilgi ve  gelişmelerden hoşnut olduğu ifadesinde bulundu.

Sergi 20 Aralık 2014 gününe kadar açık.

Salih Pala

MERSİN KENT HABER

Mersin'de Liselilerden 'Osmanlıca' Protestosu

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Mersin'de, 'Osmanlıca' dersini protesto etmek amacıyla Dev-Lis üyesi 4 kişi kend

ilerini bir okulun demir korkuluklarına zincirledi. Polisin uyarısını dikkate almayarak eylemini sürdüren gençler, yaka paça gözaltına alındı.

Mersin'in merkez Yenişehir İlçesi Güvenevler Mahallesi'ndeki Şevket Pozcu Anadolu Lisesi'nin demir korkuluklarına kendilerini zincirleyen bazıları öğrenci Dev-Lis üyesi 4 genç, 'Tek ses tek yumruk Dev-Lis geliyor', 'Eşit, parasız bilimsel anadilde e

Mersin'de 'Osmanlıca' Protestocusu Liseliler İçin Psikoloğ Çağrıldı

ğitim', 'Şuursuz MEB'in şurasını tanımıyoruz' ve 'Baskılar bizi yıldıramaz' diye sloganlar atarak Milli Eğitim Şurası'nda Osmanlıca dersiyle ilgili alınan tavsiye kararını protesto etti. 'Şuursuz MEB'in şurasını tanımıyoruz' yazılı pankart açan yüzleri maskeli eylemciler, Osmanlıca dersini istemediklerini vurguladılar.

PSİKOLOG ÇAĞIRILDI

Okula gelen polis, gençlerden eyleme son vermelerini istedi. Polis, ikna çabalarından sonuç alamayınca olay yerine Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'nden bir psikolog çağrıldı. Ancak eylemciler, psikologun çabalarına da yanıt vermedi. Polis müdürlerinin de uyarılarını dikkate almayarak eylemde ısrar eden göstericilere müdahale edildi. Çevik kuvvet ekiplerince etrafları çevrilerek zincirleri demir kesme makası ile kesilen eylemciler, polise direnince kısa süreli arbede yaşandı. Direnen 4 eylemci, yaka paça gözaltına alınıp polis otosuyla Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

DHA

MERSİN'DE UYGUR TÜRKLERİ İÇİN İMZA KAMPANYASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Ülkü Ocakları Mersin İl Başkanlığı tarafından, Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine karşı uygulanan idam cezalarının durdurulması için başlatılan imza kampanyası yoğun ilgi gördü.

Çin Hükümeti tarafından tutsak alınan 300 Uygur Türkü’nün Türkiye’ye getirilmesi için gerçekleştirilen kampanyaya vatandaşlar büyük destek verdi.

Mersin İl Ocak binası önünde kurulan stantta başlatılan imza kampanyası ilgili bir basın açıklaması yapan Ülkü Ocakları Mersin İl Başkanı Hüsnü Doğan; “Yarım asrı aşkın bir süredir, Komünist Çin işgali altında olan Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri’ne yönelik zulüm sistematik olarak devam etmektedir. Bölgede soydaşlarımız bir soykırıma tabi tutulmakta, Türk Milletinin izleri Doğu Türkistan topraklarından silinmeye çalışılmaktadır. Çin işgal yönetimi, uyguladığı basın ve internet sansürü ile bölgede yaşanan dramı dünya kamuoyundan gizlemektedir. Vatanlarını ve hatıralarını geride bırakarak, Çin’in zulmünden kaçan soydaşlarımızın göze aldıkları riskler bile ne denli ağır bir baskının yaşandığını göstermektedir. Yaklaşık bir ay önce Tayland üzerinden, Çin’in zulmünden kaçmaya çalışan 300 civarında soydaşımız, yetkililer tarafından ormanlık bir arazide bulunmuşlardır. Her gün yeni bir can pazarının yaşandığı Doğu Türkistan’ı, terk etmek zorunda kalan bu soydaşlarımız, Tayland’da ormanda kaldıkları süre zarfında açlığa, hastalıklara ve vahşi doğaya karşı adeta bir ölüm kalım savaşı yaşamışlardır. Tüm bu imkânsızlıklara rağmen yaşamayı başaran soydaşlarımız için bazı medya organlarında da belirtildiği gibi yeni bir tehlike söz konusudur. Taylandlı yetkililere Türkiye’ye sığınmak istediklerini belirten soydaşlarımızın, Çin’e teslim edilebileceği konuşulmaktadır. Kadın, çocuk ve yaşlılarında içerisinde bulunduğu 300 civarındaki soydaşımızın Çin’e iadesi durumunda, vahşice idam edilecekleri aşikârdır. Bu bir realite olarak önümüzde dururken, soydaşlarımızın Çin’e teslim edilmesi katliama ortak olmak demektir. Bugüne kadar zorda kalan herkese kucak açmış olan Türkiye Cumhuriyeti, soydaşlarımız ile olan tarihi, kültürel, dini ve insani bağlarımız hasebiyle Tayland ile gereken görüşmeleri ivedilikle yaparak, Uygur Türkleri’nin ülkemize gelmesini sağlamalıdır. Zira her geçen gün Uygur Türkleri’nin aleyhine işlemekte, gerek Çin tehdidi gerekse hastalıklar gün geçtikçe artmaktadır. Zulme uğrayan Müslüman Türk, olduğunda tüm dünya “lal” olsa, sözde insan hakları havarileri kınamaktan bile aciz kalsa da Uygur Türkleri haklı davalarında asla yalnız değillerdir. Soydaşlarımızın yanında her zaman ve her şartta, her bir neferi engin yürekli ve çelik iradeli olan Ülkü Ocakları vardır. Uygur Türkleri’ne olan desteğimizi somutlaştırmak amacıyla tarafımızdan bir imza kampanyası başlatılmıştır. Bu kampanya kapsamında Ülkü Ocakları’nın tüm il, ilçe, belde ve üniversite teşkilatları görevlendirilmiştir. “300 Uygur Türk’ü, Türkiye’ye Gelsin” başlığı altında tarafımızdan toplanacak olan tüm imzalar, yetkili mercilere gönderilecek ve böylece Türk Milleti’nin soydaşlarına olan desteği Türk Milleti’nin bu konudaki kararlılığı bir kez daha gösterilecektir. Zulümden ve işkenceden dolayı yurtlarını terk ederek, Tayland’a sığınmış olan soydaşlarımızın Çine teslim edilerek katledilmesine mani olunması için Türkiye’ye getirilmesi gerektiğini düşünen, tüm vicdan sahiplerini bu kampanyamıza destek olmaya davet ediyoruz. Ülkü Ocakları olarak her zaman olduğu gibi bugün de tüm mazlumların ve tüm dünya Türklüğü ’nün yanında olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak isteriz. Müslüman Türk’e mühürlenen kapılar açılana kadar, soydaşlarımızın durumunu her platformda dile getirmeye ve meselenin takipçisi olmaya devam edeceğimizi belirtiriz” dedi.

Ülkü Ocakları İl Başkanı Hüsnü Doğan, kampanyaya destek veren herkese teşekkür ederek, Mersin Ülkü Ocakları tarafından başlatılan imza kampanyasının İl Ocak Binası önünde 14 Aralık Pazar gününe kadar devam edeceğine de sözlerine ekledi.

MERSİN KENT HABER

Susanoğlu Plajı'nda "Vantilatörlü Serinlik"

Silifke ilçesine bağlı Atakent Belediyesi sıcaktan bunalan vatandaşların serinlemeleri için halk plajına vantilatörler yerleştirdi.

Sıcaklığın 40 dereceyi bulduğu Atakent Beldesinde, Belediye Başkanı Hasan Uslu, hal plajında denize giren tatilcilerin serinlemeleri amacıyla temin edilen vantilatörleri, zabıta müdürlüğünde görevli personel aracılığıyla sahile yerleştirdi.

Uslu, gazetecilere yaptığı açıklamada, beldede tatil yapanlara yönelik uygulamanın, diğer işletmecilere de örnek olması açısından önem taşıdığını söyledi.

Akdeniz Bölgesi'ni etkisini altına alan sıcakların beldelerindeki tatilcilerin yanı sıra, kendilerini de olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Uslu, "Geçen yıl sahillerde buz dağıttık. Bu yıl ise vantilatör koyup, buzlu su dağıtarak tatilcilerimizin serinlemesine yardımcı oluyoruz. Bu uygulamayı sahillerimizde bulunan işletmelere de bildirdik. İşletmeciler de önümüzdeki günlerde benzer uygulama başlatacak. Amacımız vatandaşların rahat bir tatil yapması" dedi.

Bölgede tatil yapan İbrahim Uzun da, uygulamayı ilk kez gördüklerini belirterek, "Bu yıl ilk defa ailemizle Atakent'e geldik. Kavurucu sıcaklarda vantilatörle serinlemenin keyfini çıkarıyoruz" diye konuştu.

AA

Mersin'de Romanlar'dan Dizi Tepkisi-

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Mersin'de Romanlar'dan dizi tepkisi-

Romanlar, bir televizyon kanalında yayınlanan dizinin kültürlerini yanlış yansıttığını savunarak yayından kaldırılmasını istedi- Türkiye Romanları Avrupa Konseyi Delegesi ve Akdeniz Roman Dernekleri Federasyonu Başkanı Daylam: "İnşallah bu dizi kaldırılır. Çünkü Romanlar'ı örseleyen ve sıkıntıya boğan bir çalışma. Romanlar'ın bu şekilde aktarılmaması gerekiyor" Mersin'de yaşayan Roman vatandaşlar, bir televizyon kanalında yayınlanan dizinin, kendilerini çok farklı yansıttığını ve yıprattığını savunarak kaldırılmasını istedi.Türkiye Romanları Avrupa Konseyi Delegesi ve Akdeniz Roman Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Daylam, federasyon binasında düzenlediği basın toplantısında, Mersin'de 12 yıldır eğitim, istihdam ve Roman halkları üzerinde çalışmalar yaptıklarını söyledi.Yoksullukla beraber onurlarıyla ayakta durmaya çalışan bir Roman toplumu profili olduğunu ifade eden Daylam, "Roman camiasının kısa zaman önce mahallesi vardı orası yıkıldı. Romanlar denildiğinde insanın aklına hakikaten oynayan, göbek atan ve maalesef bu yönüyle ön plana çıkan bir profil var. Aslında geri planında Romanlar'ın yaşadığı farklı bir kültürü var" dedi.Bir televizyon kanalında yayımlanan "Roman Havası" adlı dizinin tüm Türkiye'yi ve Romanlar'ı üzdüğünü savunan Daylam, şöyle konuştu: "Romanlar çok farklı lanse ediliyor bu da bizi hakikaten üzüyor ve yıpratıyor. Düşünebiliyor musunuz Roman kadın sokağın ortasında doğum yapıyor. Arsızlığıyla, hırsızlığıyla, çalanıyla çırpanıyla böyle bir şekilde lanse ediliyor. Bütün bu sıkıntılar yeni yetişecek jenerasyonun aklında böyle Roman profili, modeli ortaya çıkaracak. Sanki Romanlar o yerleşkelerden geçirilmemesi gereken, görüşülmemesi gereken kişiler gibi, görüşüldüğünde acaba hırsızlık mı yapacak, cebimizdeki parayı mı çalacak gibi algı oluşuyor. Bu şekilde anlatılması ve ifade edilmesi bu televizyon kanalına yakışmadı. Bizleri çok üzen bir çalışma oldu. İnşallah bu dizi kaldırılır. Çünkü Romanlar'ı örseleyen ve sıkıntıya boğan bir çalışma. Romanlar bu şekilde aktarılmaması gerekiyor. Romanlar bu ülkenin asli unsurlarıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız da bu anlamda görüş bildiriyorlar."Daylam, Romanlarla ilgili kültürel bir çalışma yapılmasını istediklerini de sözlerine ekledi.

AA

Mersin'deki Romanlar'dan Dizi Tepkisi

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL