Thursday, Nov 27th

Last update:03:04:58 PM GMT

Su Anda Buradasiniz: SİYASET

Siyaset

MERSİN'DE ELEKTRİK KESİNTİSİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş., 26 Kasım 2014 tarihinde Mersin, Osmaniye ve Kilis'in bazı yerlerinde elektrik kesintisine gidileceğini açıkladı.

Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.'den yapılan açıklamaya göre, enerji verilemeyecek yerler şöyle:

"Mersin'in Erdemli ilçesi Şahna Mahallesi'nMersin, Osmaniye ve Kilis'te Elektrik Kesintisine Gidileceke 8.30-17.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle enerji verilemeyecektir.

Osmaniye'nin Düziçi ilçesi Bayındırlı köyüne 7.00-12.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle enerji verilemeyecektir.

Osmaniye'nin merkez ilçesi Alibeyli Mahallesi ve İstiklal Mahallesi'ne 8.30-13.30 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle enerji verilemeyecektir.

Osmaniye'nin Düziçi ilçesi Çamiçi köyüne 9.00-14.00 saatleri arasında 3. Şahıs (Güvenlik) çalışması nedeniyle enerji verilemeyecektir.

Osmaniye'nin merkez ilçesi Kazmaca köyü Meydan Mahallesi ve Tülücüler Mahallesi'ne 9.00-14.00 saatleri arasında bakım çalışması nedeniyle enerji verilemeyecektir.

Kilis'in merkez ilçesi Duruca köyüne 7.00-16.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle enerji verilemeyecektir.

Kilis'in Musabeyli ilçesi Hacılar, Balikli, Aşağı Madenyolu, Yukarı Madenyolu, Hüseyinoğlu, Tahtalıkaradut, Ortaoba, Ötekioba, Körahmet Höyüğü Çakmak mezrası ile Gaziantep'e bağlı Kaleobası, Hacılar, Dervişler, Karacaören, Burunsuzlar, Yeniceli, Çakmak köyü ile Güney Madencilik Maden İşletmelerine 9.30-15.30 saatleri arasında bakım çalışması nedeniyle enerji verilemeyecektir."

İHA

Başkan Doğulu,“Ağız-diş sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır”

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Mersin Dişhekimleri Odası Başkanı Abdurahman Doğulu,23 Kasım Ağız-Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla Diş Hekimleri Odası Mersin Şube binasında yaptığı basın açıklamasında  

 Doğulu açıklamasında,Ülkemizde ağız-diş sağlığı ile ilgili sorunlar en önemli halk sağlığı sorunları arasındadır. Bu durumu vurgulamak amacıyla 17–23 Kasım Ağız-Diş Sağlığı Haftası’nda bilgilendirme çalışmaları yapılmaktadır.

  Türkiye’de ağız-diş sağlığı ile ilgili yayınlanan istatistikler oldukça dikkat çekmektedir.

Ø  Türkiye’de yılda 1 kişiye 1 diş fırçası bile düşmemekte, her 2 evden birine hiç diş fırçası girmemektedir.

Ø  Türkiye’de her 3 kişiden biri dişlerini günde 1 kez dahi fırçalamamaktadır.

Ø  Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusta dişsizlik oranı %65’tir.

Ağız-diş sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları, diyabet, kanser, kardiyovasküler ve solunum yolu hastalıkları ile ortak risk faktörü taşımaktadır.

 2011 yılında yayınlanan Birleşmiş Milletler Siyasi Deklarasyonu’nda; yılda 36 milyon insanın ölümüne sebep olan bulaşıcı olmayan hastalıklar (kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, solunum yolu hastalıkları, kanserler) ile ağız-diş sağlığını etkileyen hastalıkların aynı risk faktörlerini taşıdığı, dolayısıyla ağız-diş sağlığının korunmasının genel sağlığımızın da korunmasının en önemli ve birincil koşulunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

Sağlıklı beslenme ve sigarasız yaşam, hem genel sağlığı hem de ağız-diş sağlığınızı korumaktadır. Dişleri fırçalamak, diş çürüğü ve diş eti hastalığına neden olan bakteri plağının uzaklaştırılmasını sağlamaktadır.

 28-31 Ağustos 2013 tarihleri arasında 10.000’i aşkın katılımcı ile İstanbul’da yapılan FDI 101. Dünya Dişhekimliği Kongresi kapsamında gerçekleştirilen FDI Genel Kurulu’nda, TDB’nin önerisi ile İstanbul Deklarasyonu kabul edildi.

  • FDI Genel Kurulu’nda 130 ülkeyi temsil eden başkanlar ve liderler; ağız sağlığının, genel sağlık kadar gerekli temel bir insan hakkı olduğunu tekrar vurgulandı.
  • Diş çürükleri ve periodontal hastalıklar, en önemli global ağız sağlığı sorunları arasında sayılmaktadır. Diş çürükleri ve dişeti hastalıkları toplumun %90’ını etkilemektedir ve ağız kanseri en sık görülen sekizinci kanser tipidir, dünya genelinde yılda yaklaşık olarak 400,000 ile 700,000 ölümün sorumlusudur.
  • Ağız hastalıkları ve sistemik hastalıklar arasındaki ilişkiler hakkındaki bilimsel kanıtlar her geçen gün artmaktadır. Bulaşıcı olmayan hastalıklar (kardiyovasküler, diyabet, kanser ve solunum yolu hastalıkları) ve ağız hastalıkları aynı risk faktörlerini (sağlıksız beslenme, tütün ve alkolün zararlı kullanımı) paylaşmaktadır. Sonuç olarak, dental profesyoneller ve genel tıp profesyonelleri arasında multidisipliner ve gelişmiş işbirliği yaklaşımına artan bir ihtiyaç bulunmaktadır.
  • Her yıl 36 milyon insan bulaşıcı olmayan hastalıklar sebebiyle yaşamını yitirmektedir ve ölümlerin %86’sı gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Dişhekimliği profesyonelleri, ağız sağlığını iyileştirme ve optimal korumanın yanı sıra, genel sağlığın ve hayat kalitesinin ve bireylerin olduğu kadar toplumun genelinin iyi sağlık halinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla sorumluluklarını genişletmelidirler. Bunun yanında FDI 2020 Vizyonuyla paralel olarak, Dünya Sağlık Örgütü’nün Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar 2013-2020 Eylem Planını desteklemektedir.
  • FDI ve üye birlikleri;  dişhekiminin sağlıktaki rolünün genişlemesi, toplumun iyi sağlık halinin sürdürülmesi ve genel sağlığın geliştirilmesindeki sorumluluklarının yeniden tanımlanması ihtiyacının altı çizilmektedir.
  • Bu nedenle FDI Dünya Dişhekimleri Birliği, ağız sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir bileşeni olarak tanınması ve bu konudaki güçlendirilmiş işbirliği yaklaşımının global ve ulusal politikalar geliştirilerek desteklenmesi için çağrıda bulunulmaktadır.

 

Türk Dişhekimleri Birliği; ağız-diş sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır vurgusu yaparak ağız-diş sağlığının yaygınlaşması için şu önerilerde bulunuyor:  Sağlıklı beslenme ve sigarasız yaşam,Yılda 2 kez diş hekimine kontrole gitmek,

ü  Günde 2 kez dişlerin florürlü diş macunu ile fırçalanması,Diş fırçasının 3 ayda 1 kez değiştirilmesi,Günde 1 kez diş ipi ile dişlerin temizlenmesi gibi “koruma esaslı dişhekimliği uygulamalarına” öncelik vererek diş çürükleri ve diş eti hastalıklarının oluşmadan önlenebileceğini bildirmektedir. Türk Dişhekimleri Birliği ve Dişhekimleri Odaları, 25.000 meslektaşıyla birlikte sağlıklı toplum yaratılmasında “Ağız  ve Diş Sağlığı” konusunda uyarıcı ödevini gönüllülük ruhuyla ve büyük bir heyecanla yapmaktadır. Tüm vatandaşlarımızın “Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftasını”, meslektaşlarımızın “Dişhekimliği Günü” nü en iyi dilek ve saygılarımızla kutlamaktayız."dedi.

MERSİN KENT HABER

“Ağız-diş sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.

MUSA EROĞLU TÜRKÜLERLE MERSİN'İ COŞTURDU

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

 Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle Kongre Merkezi’nde düzenlediği Musa Eroğlu konseri muhteşem geçti.

      Salonda boş yerin kalmadığı konsere Mersin Valisi Özdemir Çakacak, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, MHP İl Başkanı Sebahattin Kılıç, daire başkanları ile Mersinli sanatseverler katıldı.

     Yaklaşık 2 saat süren konser boyunca sevilen türkülerini Mersinliler için seslendiren Musa Eroğlu, kendisini dinlemeye gelenleri bazen hüzünlendirdi, bazen de coşturdu. Mersinli hemşehrileriyle buluşmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getiren Musa Eroğlu, “Bir Mersinli olarak, hemşehrilerimle buluşmaktan dolayı çok mutluyum. Bana mutluluğu yaşatan ve sizlerle buluşmamı sağlayan Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Burhanettin Kocamaz’a çok teşekkür ediyorum.” dedi.

     Konser sonunda sahneye çıkarak, sanatçı Musa Eroğlu’nu gösterdiği performanstan dolayı kutlayan Vali Çakacak sanatçıya çiçek takdim ederken, Başkan Kocamaz plaket verdi. Başkan Kocamaz burada yaptığı kısa konuşmada, “Sayın Valimizin de şereflendirdiği bu gecede, bütün öğretmenlerimizin, normalde 24 Kasım olan günlerini 2 gün önceden kutladık. Dolayısıyla bizi bu akşam burada coşturan, gönlünden ve dilinden dökülenleri bizlerle paylaşan çok değerli hemşehrimiz Musa Eroğlu’ya sizler adına teşekkür ediyorum. Aziz Atatürk’ün de belirttiği gibi yeni nesil siz sevgili öğretmenlerimizin eseri olacaktır. İnşallah sizlerin yetiştirdiği o nesil de hem Atatürk’ümüze, hem Cumhuriyet’imize, hem ülkemize ve hem de bayrağımıza sahip çıkacaktır.” dedi. 

MERSİN KENT HABER

AB Uzmanından Mersin Barosu Ziyareti

AB Türkiye Delegasyonu İç Politika uzmanı Didem Bulutlar Ulusoy,Türkiye genelinde yürüttükleri kadın ve çocuk hakları ihlalleri ile çalışmalar kapsamında Mersin Baro ziyaetinde bulundu.

Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen ve Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Ece Kovan Demirtaş tarafından kabul edilen AB uzmanı Didem Bulutlar Ulusoy bir süre görüştü.Mersin ile ilgili görüş alış verişinde bulunuldu.

Toplantı basına kapalı devam etti.Mersin Barosu'ndan yapılan açıklamaya göre,Ulusoy'un ziyaretinde  Avrupa Komisyonu'nun her yıl AB'ye katılım sürecinde olan her bir aday ülke için o ülkenin üyeliğe hazırlık sürecinde kaydettiği ilerle meyi değerlendiren bir rapor hazırladığını, Avrupa Komisyonu'nun, İlerleme Raporu'nu Türk hükümetince sunulan bilgilere, Avrupa Parlamentosu rapor ve kararları ile başta Avrupa Konseyi, AGİT ve uluslararası finans kuruluşları olmak üzere uluslararası örgütler ile sivil toplum örgütlerinin değerlendirmelerine dayanarak hazırladığını bilgilerinin paylaşıldığını,Uzman Ulusoy'un şu ifadelere yer verdiği açıklandı "AB'nin bu kapsamda  bütün illeri ziyaret ederek gelişmeler hakkında genel resmi çekmeye çalıştıklarını, toplanan bilgilerin İlerleme Raporu için Brüksel'e bildirdirildiğine yer verildi.

Baro Başkanı Antmen, Ulusoy'un ziyareti ile ilgili açıklamasında Mersin Barosu olarak tespit ettikleri konularda AB Türkiye Delegasyonu'na, özellikle Baro bünyesinde bulunan Kadın, Çocuk ve İnsan Hakları Komisyonları'nın çalışmaları ve ihlaller ile ilgili bilgi verdiklerini kaydetti. Ülke genelinde yargı ve savunmanın yaşadığı sorunlar, uzun tutukluluk süreleri, yargı paketleri konularında da görüş alışverişinde bulunduklarını dile getiren Antmen, "Yargının sorunları, çözüm yolları ile yargının daha işlevsel hale getirilmesi ve ifade özgürlüğünün kullanılmasında yaşanan sıkıntılar ile bu durumların giderilmesi için öneriler sunduk" diye konuştu.

KESK "3+3 ZAM KABUL EDİLEMEZ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Mersin Şubesi üyeleri, 3 Kasım'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) başlayan bütçe görüşmelerini

KESK Üyeleri, Yüzde 3+3 Zammı İstemiyor

ve 2015 için yüzde 3+3 zam oranı belirlenen bütçe tasarısını protesto etti.

Eğitim Sen Mersin Şubesi'nde bir araya gelen KESK üyeleri, bütçe tasarısına tepki gösterdi. Burada üyeler adına açıklama yapan KESK Dönem Sözcüsü Sinan Muşlu, 2015 yılı bütçe görüşmelerinin TBMM'de 3 Kasım'da başladığını söyledi. 2015'te bütçe gelirlerinin yüzde 12 arttığını belirten Muşlu, "Ancak kamu emekçilerine ve asgari ücretlilere 2015'te yüzde 3+3 zam oranı üzerinden bir kez daha sefalet ücreti dayatılmaktadır. Son olarak elektrik ve doğalgaza gelen yüzde 9'luk zam ile yaşadığımız mağduriyet daha da artmıştır. Sürekli artan enflasyon rakamları nedeniyle yılın ikinci yarısında kamu emekçilerinin satın alma gücü belirgin bir şekilde azalmaya başlamış, artan oranlı vergi dilimi uygulaması kamu emekçilerinin 2014 yılı gelirlerinde yüzde 10'dan fazla erime yaşanması kesinleşmiştir. 2014 yılı enflasyon farkı ve ekonomik kayıplar ek zam olarak ödenmeli ve zam oranı 2015 bütçesi içinde yer almalıdır" dedi.

Hazırlanan bütçede çalışanların ihtiyaçlarının gözetilmesi gerektiğini belirten Muşlu, "Dün Meclis önünde taleplerimizi dile getiren SES Genel Başkanımız Gönül Erden, darp edilerek göz altına alınmıştır. 4 arkadaşımız yaralanmış ve hastaneye kaldırılmış, yaralanan arkadaşlarımızdan 2'si hastaneden göz altına alınmıştır. KESK Genel Başkanı ve Sendika MYK üyelerimizin kaldırımda ve sessizce TBMM önüne gitmek için yaptıkları ısrara rağmen polis ablukası aşılamamış ve yaşanan arbede ile 6 arkadaşımız daha tartaklanarak, gazlanarak göz altına alınmıştır. Bilinmelidir ki bu yöntemlere yeni değildir. Ancak mücadele edenleri de hiçbir zaman engelleyememiştir. Bizler dün olduğu gibi bundan sonra da tüm emekçilerle birlikte haklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

İHA

SABAHAT ASLAN,"20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ " MESAJI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Mersin Çocuk Hakları Derneği (Sokak Çocukları Derneği) Mersin Şube Başkanı Sabahat Aslan,"Bügün20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günüdür,"

Aslan yaptığı yazılı açıklamada,"Milletler Genel Kurulu'nda 20 Kasım 1989'da kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni Türkiye 1990 yılında imzaladı ve bu sözleşme 1995 yılında Türkiye’de de yürürlüğe girdi. Bu sözleşmedünya çocukları arasında din, dil, ırk, renk, cinsiyet, sosyal  ve ekonomik olarak her türlü ayrımcılığın önlenmesini,her çocuğun yaşama ve gelişmesini, çocuğun öncelikli yararı ve korunmasını ve sağlıklı sosyal ortamlara katılmasını çocuk hakkı olduğunu,Çocuk sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek hiç bir işe zorlanmayacağını ifade etmektedir.

Dünyada ve Ülkemizde uygulanan neoliberal politikaların sonucunda artan işsizliğin,yoksulluğun,eğitimsizliğin,gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve dengesizliğin,göçün,yasal düzenlemelerin yetersizliği,hızlı nüfus artışı ve sosyal devletin tasfiye edilmesi ,çocuk haklarının ihlal edilmesine neden olmaktadır.

Günümüzde ekonomik krizin,açlığın,eğitimsizliğin,şiddetin,savaşların her türlü ihmalin ve istismarın bedelini en ağır çocuklar ödemektedirler.

Tüm dünyada çocukların karşı karşıya kaldıkları hak ihlalleri ne yazık ki devam ediyor.Milyonlarca çocuk yoksulluk yüzünden ihmal  edilmekte ve istismara uğramaktadır.

Ülkemiz’dede çocuklar ,dünyadaki tüm çocuklarla birlikte aynı sorunlarla, ihlallerle ve suistimallerle karşı karşıya kalmaktadırlar,Çocuklar ne yazık ki sokaklarda çalışmak ve sokaklarda yaşamak  zorunda bırakılmaktadırlar.Bunların sonucunda çocuklar eğitimsiz kalmakta,psikolojik ve fiziksel anlamda birçok sorun yaşamanın yanında çocukların suça bulaştırılma ve madde kullanma oranı her geçen gün artmaktadır.

Ülkemizi yönetenler  çocukları özel olarak korumak ,güvenceye almak,eğitim olanaklarından yararlanmalarını,fırsat eşitliği sağlamak,temel eğitimleri ücretsiz olarak karşılamak,fiziksel,duygusal ve ruhsal sağlıklarını korumak,ekonomik amaçlı etkinliklerde her türlü sömürüye karşı korunmaları doğrultusunda gerekli her türlü önlemi almak zorundadır."

Aslan herkese çağrıda bulunarak"Çocuklarımızın,çocukluklarını yaşamadan,her türlü sosyal hak ve güvenceden yoksun bir şekilde yaşamalarını engellemek için dernek olarak etkin mücadelemiz devam etmektedir,bu anlamda güvenli,mutlu bir gelecek için ÇOCUKLARI KORUMAK için herkesi göreve davet ediyoruz." dedi.

MERSİN KENT HABER

BARO BAŞKANI ANTMEN "GÖZ YUMMAYIN..!"

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Çocuk Hakları Bildirgesi’ne 20 yıl önce imza atmasına rağmen Türkiye’nin bu alandaki karnesinin kötü olduğunu söyleyen Baro Başkanı Antmen, “Devlet göz yummamalı, çözüm üretmeli” dedi.

 

“20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü” dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yapan Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, Birleşmiş Milletler’in (BM), 25 yıl önce hazırladığı bir sözleşmeyle dünya çocuklarının temel haklarının korunmasını sözüm ona garanti altına aldığını anımsattı.

“Sözüm ona çünkü uygulanmayan bir bildirgenin bir kıymet-i harbiyesi var mı?” diyen Başkan Antmen, bugün dünyadaki çocuk işçilerin sayısının 250 milyonu aştığını işaret etti. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün, yaşları 5 ila 14 olan 132 milyon çocuğun tarım sektöründe çalışmaya zorlandığına ve bu nedenle eğitim ve sağlık olanaklarından yoksun kaldığına dikkat çektiğin bildiren Alpay Antmen, “Ayrıca çocuklar mafya ve çetelerin elinde; zorla gasp ve yankesicilik suçlarına yönlendiriliyor. 6-11 yaş arası 130 milyondan fazla çocuk okuldan yoksun kalıyor” dedi.

 

TÜRKİYE’NİN KARNESİ KÖTÜ

 

Türkiye’de de dünyadakine benzer bir tablonun yaşandığını işaret eden Başkan Antmen, “Ne yazık ki ülkemizin çocuk hakları ile ilgili karnesinde pek çok zayıf bulunuyor. TÜİK çocuk işgücü anketine göre, Türkiye genelinde 6-17 yaş grubundaki çocuk sayısı, 15.3 milyon kişi. Bu çocukların yüzde 8.5’i okula devam etmiyor. Okula devam etmeyenlerin oranı özellikle 15-17 yaş grubunda yüzde 25’i aşıyor. Türkiye’de 1 milyon dolayında çocuk işçi bulunuyor. Araştırma, yasak olmasına rağmen çocuk işçiliğinin artarak devam ettiğini gösteriyor. Ekonomik faaliyette çalışan 6-17 yaş grubundaki çocukların istihdam oranı yüzde 6 dolayında bulunuyor. Çocuk işçilerin yaklaşık yüzde 45’i tarım, yüzde 24’ü sanayi ve yüzde 31’i hizmet sektöründe. Çalışan çocukların yüzde 53’ü ücretli veya yevmiyeli, yüzde 46’sı ise ücretsiz aile işçisi. Türkiye genelinde 6-17 yaş grubunda istihdam edilen çocukların yüzde 44.8’i kentsel, yüzde 55.2’si kırsal yerlerde yaşıyor. Bu çocukların, yüzde 68.8’i erkek ve yüzde 31.2’si ise kız. Çocukların istihdam oranı, 6-14 yaş grubunda yüzde 2.6 olurken 15-17 yaş grubunda yüzde 15.6’ya ulaşıyor.

 

“ÇOCUKLARIN YARISI OKUL SONRASINDA İŞE GİDİYOR”

 

Çalışan çocukların yüzde 49.8’i aynı zamanda okula devam ederken, yüzde 50.2’si herhangi bir okula devam etmiyor. 6-14 yaş grubundaki çalışan çocukların yüzde 81.8’inin, 15-17 yaş grubundaki çalışan çocukların ise yüzde 34.3’ünün okula devam etmediği görülüyor. Bu çocuklar; yaşamları boyu kalıcı sağlık sorunları ve daha da kötüsü eğitimsiz kalacakları için kalıcı yoksulluğa mahkûm edilmiş bulunuyorlar. Okula devam eden 6-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 3.2’si ekonomik işlerde, yüzde 50.2’si ev işlerinde; aynı yaş grubunda okula devam etmeyen çocukların ise yüzde 34,5’i ekonomik işlerde ve yüzde 38,8’i ev işlerinde faaliyet gösteriyor. Görüyoruz ki; kamunun izleme, denetleme ve kayıt altına alma mekanizmalarının işlemediği ülkemizde çocuk işçiliği ciddi bir sosyal yaraya dönüşmüş bulunuyor.

 

“İKTİDAR ÇOCUK İŞÇİLİĞİNE GÖZ YUMUYOR”

 

AKP, Türkiye’de 8 yıllık zorunlu eğitimi yok ederek 4+4+4 şeklinde olmak üzere üç bölüme ayırdı. Yasayı değiştirirken ‘zorunlu eğitimi uzatıyoruz’ dediler, peki bu durum 18 yaşına kadar her çocuğun eğitimini eksiksiz biçimde sürdürmesini mi sağladı, hayır! Türkiye taahhütlerini ihmal ediyor, iktidar yaşanan yasa dışı çocuk işçiliğine göz yumuyor. Mevsimlik tarım işçilerinin çocukları 8-9 yaşlarından itibaren, her yıl eğitim döneminin en az yarısını evlerinden uzakta, fındıktan, pamuğa, şeker pancarından, narenciyeye çeşitli ürünlerin üretiminde, çok olumsuz koşullarda, ağır ve tehlikeli işlerde çalışarak geçiriyor. Çocuklar haftada en az 6 gün, günde 9 saat çalıştırılıyor.

 

YILDA 40 BİN ÇOCUK GELİN!!

 

Evet ülkemizde çocukların en büyük sorunu eğitim… Ama bununla da kalmıyor;  kız çocuklarının yüzde 14’ü erken yaşta evlendiriliyor. Her yıl çocuk yaşta ortalama 40 bin kız çocuğu “gelin” oluyor. Bu yüzden intiharlar yaşanıyor. Türkiye çocuk gelin sorununu çözemiyor. Çocuk işçiliği gibi çocuk istismarı ve çocuklara yönelik şiddet olayları da yaygın… Her 100 çocuktan 80’i şiddet görüyor. Her yıl binlerce çocuğumuz bonzai vb. uyuşturucu madde bağımlılığının pençesine düşürülmektedir.

 

“DEVLET ÇÖZÜM ÜRETMELİ”

 

Yani; Eğitime katılımı olmayanlar, suça karışan çocuklar, ana-baba bakımından yoksun olanlar, şiddete maruz kalanlar, erken ve zorla evlendirilen kız çocukları, nüfusa kayıtlı olmayanlar, cinsel istismara; dinȋ, toplumsal ve sınıfsal çeşitli baskılara maruz kalanlar, göçmenler, anadil sorunu yaşayanlar, engelli çocuklar sorunları için bizlerden çözüm bekliyor. Devletin elini uzatmasını bekliyor. Devlet çocuklara yönelik olarak ciddi ve köklü politikalar geliştirmeli ve bunlar kalıcı hale getirmelidir. Ana baba rolü ve sorumluluğunun ihmal edildiği durumlarda devletin rolü ve sorumluluğu devreye girmelidir. Devlet çocuklara; yaşama ve gelişme;  sağlık hizmetlerine, eğitime, insana yakışır bir yaşam standardına erişim; eğlence, dinlenme ve kültürel etkinlikler için zamana sahip olma; istismar ve ihmalden, uyuşturucu bağımlılığından ve ekonomik sömürüden korunma hakkı sağlamalıdır.  Daha da ilerisi çocuklarımıza kendileriyle ilgili konularda görüşlerini dile getirme ve ifade özgürlüğü tanınmalıdır. Özel gereksinimleri olan ve engelli çocukların hakları devlet tarafından öncelikli olarak sağlanmalıdır” diye konuştu.

mersin kent haber

Susanoğlu Plajı'nda "Vantilatörlü Serinlik"

Silifke ilçesine bağlı Atakent Belediyesi sıcaktan bunalan vatandaşların serinlemeleri için halk plajına vantilatörler yerleştirdi.

Sıcaklığın 40 dereceyi bulduğu Atakent Beldesinde, Belediye Başkanı Hasan Uslu, hal plajında denize giren tatilcilerin serinlemeleri amacıyla temin edilen vantilatörleri, zabıta müdürlüğünde görevli personel aracılığıyla sahile yerleştirdi.

Uslu, gazetecilere yaptığı açıklamada, beldede tatil yapanlara yönelik uygulamanın, diğer işletmecilere de örnek olması açısından önem taşıdığını söyledi.

Akdeniz Bölgesi'ni etkisini altına alan sıcakların beldelerindeki tatilcilerin yanı sıra, kendilerini de olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Uslu, "Geçen yıl sahillerde buz dağıttık. Bu yıl ise vantilatör koyup, buzlu su dağıtarak tatilcilerimizin serinlemesine yardımcı oluyoruz. Bu uygulamayı sahillerimizde bulunan işletmelere de bildirdik. İşletmeciler de önümüzdeki günlerde benzer uygulama başlatacak. Amacımız vatandaşların rahat bir tatil yapması" dedi.

Bölgede tatil yapan İbrahim Uzun da, uygulamayı ilk kez gördüklerini belirterek, "Bu yıl ilk defa ailemizle Atakent'e geldik. Kavurucu sıcaklarda vantilatörle serinlemenin keyfini çıkarıyoruz" diye konuştu.

AA

Bakan Işık Mersin Teknopark'ı Gezdi

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Bakan Işık: Sanayici Eleman Bulamıyor Haberine Ek (3),

Mersin'de bulunan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi'nde (MTOSB) incelemede bulundu.

Işık, MTOSB yönetim binasında görüştüğü sanayici ve iş adamlarının sorunlarını dinledi. Daha sonra fabrikalarda inceleme yapan Işık, İstanbul-İzmir arasını 3,5 saate düşürecek otoyol projesi kapsamında yapımı devam eden İzmit Körfez Geçiş Köprüsü'nün inşaatında kullanılmak üzere her biri 10 metre uzunluğunda ve bir ton ağırlığında 336 adet cıvata üreten fabrikayı da gezdi. Işık, köprünün büyük oranda yerli kaynaklarla imal edileceğini ve imalatta da cıvatanın son derece önemli olduğunu belirterek,"Bir yerli üretim, ikincisi son derece güçlü ve güvenli olarak üretiliyor. Sadece İzmit Körfez Geçiş Köprüsü'yle ilgili değil, rüzgar türbinlerinde de Berdan Cıvata'nın cıvatasının kullanılması bizi mutlu ediyor. Daha düne kadar bunları hep ithal ediyorduk. Bunlara milyonlarca dolar harcıyorduk. Şimdi bunları yerli üretiyoruz, daha az maliyetle üretiyoruz. Kendi işçimizin emeğiyle üretiyoruz. Daha fazla insana istihdam sağlıyoruz. Bu tesisin KOSGEB'in, devletin kurumlarının desteğiyle büyümüş olması bizi ayrıca mutlu etti. Verilen desteklerin nelere dönüştüğünü görmek çok sevindirici. Bu tip güzel örneklerin kamuoyuna daha fazla duyurulmasını ve artmasını diliyoruz" dedi.

Bakan Işık, daha sonra Mersin Üniversitesi Çiftlik Köy Kampusu içerisinde bulunan Teknopark'ı gezerek yeni yapılan ek binanın açılışını yaptı. Burada Teknopark yönetimi ve firma yetkilileri ile görüşen Işık daha sonra, Suphi Öner Öğretmenevi'nde iş dünyası ile bir araya geldi. Vali Özdemir Çakacak, AK Parti Milletvekilleri Çiğdem Münnever Ökten, Prof. Dr. Nebi Bozkurt'un hazır bulunduğu yemekte konuşan Bakan Işık, Türkiye'deki istikrarın kendi iç birliği ve beraberliği ile sürmesi gerektiğini belirtti. 2008 krizinin tüm dünyada üretimin değerini ortaya çıkardığını anlatan Bakan Işık, "80'lerde başlayan üretimden biraz daha hizmet sektörüne, özellikle finans sektörüne kayma moda haline geldi. 1980 yılından 1982 yılına ölçümler var. 2012 yılına kadar yapılan çalışmalarda, ölçümlerde dünyada bizim ölçek bazında baktığımızda Almanya ve Güney Kore dışındaki tüm ülkeler hizmet sektörüne daha fazla ağırlık vermiş. Hizmet sektörünün Gayri Safi Milli Hasıla payı artmış, imalat payı azalmıştır. Bunun iki istisnası var, Almanya ve Güney Kore. Özellikle ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkeler sanayiden finans ve hizmet sektörüne geçiş yapmışlar ve bunu modern ekonominin gereği olarak görmüşler ama 2008 finansal krizi bu noktada herkesi şokla kendisine getiren bir olay oldu. 2008 krizinden en az etkilenen dünyada birkaç ülke var. Partimiz iktidara geldiğinden beri reel ekonomiye inandığımızdan reel sektörü güçlendirecek adımlar attık. Başbakanımız 'Bu kriz Türkiye'yi teğet geçecek' dedi ve eleştirildi. Ama aynı çevreler bir süre sonra, 'Erdoğan haklıymış, bu kriz Türkiye'yi teğet geçti' demek durumunda kaldı. Türkiye'nin özel durumunu bir kenara bırakıyorum, bu krizi en az hasarla atlatan iki ülkenin biri Almanya biri Güney Kore oldu. Bir Fransa, İtalya, Almanya karşılaştırması yapınca İspanya iflasın eşiğinden döndü. Avrupa'nın kurtarma paketleri olması Avrupa'daki birçok ülke iflas ilan etmek durumunda kalabilirdi. Almanya bırakın, kendi ekonomisiyle yola devam etmeyi tüm Avrupa'yı sırtlayan bir rol üslendi. Aynı şekilde Güney Kore, bu krizi fırsata dönüştürdü. En belirgin fark, bu iki ülkenin üretime yatırım yapmasıdır. Gayri Safi Milli Hasıla'daki imalat sanayi payını sürekli yükseltme gayretinde olmasıdır. Tüm dünya bunu tekrar keşfetti" dedi.

'ÜRETİMİN GÜCÜNÜ DÜNYA KEŞFETTİ'

ABD dahi üretim için bugüne kadar izin verilmeyen birçok sektöre müsade etmeye başladığına dikkat çeken Işık, şunları söyledi:

"Artık İngiltere'den İspanya'ya birçok ülke yatırımı kendisine çekme gayretindedir. Bu sevindirici bir gelişme. Üretim, imalat olmadan sürdürülebilir büyüme ve kalkınma zor. Küreselleşen dünyada da bir yerden kriz çıkınca, nerede durup kime ne etki edeceğini bilmek mümkün değil. Dolayısıyla bu dünya açısından iyi bir gelişme ama şimdi imalat sanayiinde ve sanayi ürünlerinde küresel bazda inanılmaz bir rekabet var. Artık savaş devletler arasında yapılmıyor. Artık mücadele şirketler ve firmalar arasında. Devletler kendi şirketlerini güçlü kılmak için her türlü gayreti gösteriyor. Biz de Türkiye olarak makro ekonomik istikrarı sağladık, reel ekonomiyi sağlam temeller üzerine oturttuk. Yeni bir sıçramadayız, küresel pazardan daha fazla pay alma hesabı ve gayretindeyiz. Türkiye mutlaka sürdürülebilir büyüme ve kalkınma için imalat sanayiini daha da güçlendirmek durumunda ve piyasada çok daha iyi tutunmak zorundadır. Bunu da artık Türkiye'nin geldiği bu seviyede bir tek yolu var, o da katma değeri yüksek ürünlerle piyasada rekabet etmek. Piyasaya yüksek teknolojili ürünlerle çıkmak. Bunu yapamazsak, sürdürülebilir ekonomi konusunda ciddi handikap olur. Teknoloji düzeyini yükseltmeli. Şuan da kilogram ihracat fiyatımız 1.66 dolar. Eğer yüksek teknoloji ürün satarsak, kilogram fiyatımızı 3 doların üzerine çok rahat çıkarırız ve 500 milyar dolarlık hedefe çok daha hızlı varırız. Yapmamız gereken belli, Türkiye bir teknolojik dönüşümü yakalamalıdır. 2002'de iktidara geldiğimizde düşük teknoloji düzeyinde üretim yapan bir ülkeydik. 12 yılda orta teknoloji düzeyindeyiz. Şimdi yüksek teknoloji düzeyine geçmek zorundayız. Şu anda yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 4'ler civarındadır. 2023'te yüzde 15'lere çekmeliyiz. Orta teknolojinin payı yüzde 30'ları geçti, yüzde 50'lere çekmeliyiz. Bunları başarırsak korkacak bir şey yok. Başaramazsak önümüzde önemli mayınlı araziler ve tehditler var. Tüm üretim ekosistemimizi buna göre belirlemeliyiz. Türkiye teknolojik dönüşümü sağlayacak. Bunun için de, yüksek teknolojili ürünlerin üretilmesini daha agrasif destekleyeceğiz. Fakat, yüksek teknoloji ile üretim yapmak kolay değil. En önemli unsur nitelikli insan gücüdür. Son 12 yılda orta teknolojiden yüksek teknolojiye geçişte ciddi bir sıçrama yaptık ama yüksek teknoloji de aynı sıçramayı yapamadık." 

Türkiye'nin büyük bir insan gücü açığı olduğunu belirten Bakan Işık, "Nitelikli insan gücü açığımız. 100 bine yakın yazılımcı, bilgisayarcı, mühendis açığı var. Ar-Ge merkezlerini agresif şekilde destekliyoruz, 100 liralık yatırımın 40 lirasını biz veriyoruz. Sadece destek yetmez. Özel sektörün inovasyonu yaşam biçimi olarak benimsemelidir. Tüm eğitim sistemimiz de bunu geliştirmeliyiz. Çocuklarımız benliğini bulmaya başladığında bilimi sevdirmeliyiz. Çocuklarımızı kendi değerlerimizle donatmalıyız. Çocuklarımızı, girişimcilik ruhuyla yönlendirmeliyiz. Her kriz, girişimcilik ruhuna darbe vuruyor. Girişimcilik ruhu olmayan ülkenin kalkınması mümkün değil. Verimlilik kültürünü hayatımızın her alanında hakim kılmalıyız" dedi.

'TÜRKİYE'NİN ORTA GELİR TUZAĞINDAN ÇIKMASI LAZIM'

Türkiye'nin milli gelirini yükseldiğini de kaydeden Işık, şunları söyledi:

"11 bin dolar milli gelir seviyesi yakalandı. Türkiye orta gelir tuzağını ifade ediyor. Türkiye'nin orta gelir tuzağından çıkması lazım. Daha katma değerli ürün üretmesi lazım. Bu teknoloji düzeyinde parayla teknoloji satın alamıyorsunuz. Pek çok savunma sanayiiyle ilgili noktada para verseniz de silah vermiyorsunuz. Allah'tan vermiyorlar da biz de kendi silahımızı geliştiriyoruz. Yüzde 24 yerlilik oranından Türkiye yüzde 56 yerlilik oranına ulaştı. Üniversite birikimini sanayiye aktarmasında istenen noktada değiliz. Çok ciddi imkanlar sunuyoruz. Bir sanayicimizin sorunu var, bunu çözmek için üniversiteye gidersin."

Bakanlığı'nın teknolojik ürünler konusunda destekler verdiğinin de altını çizen Işık, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bir ürün, teknolojik ürünse firma bakanlığımıza başvuracak ve 'bu teknolojik üründür' diye belge vereceğiz. Bu kamuda iş bitirme belgesi yerine geçecek. Bunu da getirdik, kamu bir alım yapıyor. Türkiye'de bunu üretmek mümkün değil. En az 500 milyar dolarlık kısmını Türkiye'de yapacaksın. Bunun için offset uygulamasını savunma sanayiinden özel sektöre de aktardık. Ar-Ge firmaları için de ürettiği Ar-Ge sonucunda ortaya çıkan ürünün ticarileştirilmesinden elde edilen gelirin yarısından vazgeçiyoruz. Bu kaynağı Ar-Ge'ye aktar diyoruz. Ar-Ge merkezi kurmak için en az 50 araştırmacı sayısı gerekiyordu. Bunu da orta ölçekli firmalar yararlansın diye 30'a çekiyoruz. Daha küçükler de teknoloji geliştirme bölgeleri, teknoparklarda çalışsın. Ben Ar-Ge bütçesinin tamamını harcayamayan bir bakanlıktayım. Yerinde harcansın çar çur edilmesin diye Etki Değerlendirme Daire Başkanlığını kurduk. Verdiğimiz desteklerin ülkeye dönüşünü takip ediyoruz. Bunu yeni başlattık. Bu alanlarda sizleri desteklemeye devam edeceğiz. Kalkınma Ajansımızla daha güçlü iş birliği yapacağız. Teknoloji düzeyimizi daha da yükselteceğiz. Küresel rekabetten o zaman korkmayız. Bireysel yetenekte dünyanın en yetenekli ülkelerinden biriyiz".

Bakan Işık, konuşmasını bitirmesinin ardından basına kapalı olarak sanayici ve iş adamların sorularını cevaplandırdıktan sonra kentten ayrıldı.

 DHA

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL